Sakız Adası isyanı 07.10.2007 tarihli Yeniasır Gazetesinde çıkan bir yazı köşe yazarı Yaşar Ürük
Rum eÅŸkıyası; yoÄŸun olarak yaÅŸadıkları bölgelerde Türklere saldırılar düzenledikleri gibi, 1921 yılında da Sisam Adası’nda silahlanarak, irili ufaklı 77 parça donanma ile Sakız’a hücum eder
Sakız Adası’nda bulunan, Nea Moni Manastırı’nda sergilenen kurukafalarla ilgili haberlerden çoÄŸunuzun bilgisi vardır. “Türklerin eseri” olarak sergilenen o kurukafalar belki de Rumlar tarafından katledilen Türklere aitti ya da bu tür provokasyonların yapılıp, iki ülke barışının bozulması için kimlere ait olduÄŸu bilinmeden, bir yerlerden getirildi ve senaryo gereÄŸi bu ÅŸekilde sergileniyor. Bu nedenle bugün Sakız Adası’nda, Mora İsyanı sırasında yaÅŸananları aktarmak istiyorum. Bu isyan sırasında Rum eÅŸkıyası; yoÄŸun olarak yaÅŸadıkları bölgelerde Türklere saldırılar düzenledikleri gibi, 1921 yılında da Sisam adasında silahlanarak, irili ufaklı 77 parça donanma ile Sakız’a hücum eder. O sırada Sakız Muhafızı olarak Mehmet Emin Vahit PaÅŸa görev yapmaktadır. Yanında sekiz yüz kadar adamı olan paÅŸanın yardımına sonradan adı İzmir olacak, Aydın Vilayeti merkez sancağı olan Sığla Sancağı Beyi İlyaszade Hacı İlyas aÄŸa kumandasında altı yüz kadar asker de gelir. Vahit PaÅŸa bu gücü yeterli görmeyerek Babıali’den ayrıca asker gönderilmesini isterse de hükümet; İstanbul’da bulunan Sakızlı Rum tüccarların verdiÄŸi yalan teminata kanarak kuvvet göndermez.
Kısa zaman sonra da eÅŸkıyalar, altı bin kiÅŸilik bir güçle Saız’a yanaşır. Bütün Sakızlılar ve köyüler de ayaklanarak bunlara katılınca askerimiz kasabayı bırakarak kaleye çekilir. Günlerce sürecek bir çatışma baÅŸlar. Sakız kasabası çatışma ve yangından harabeye döner. Olay haber alınınca İzmir’den ve diÄŸer sahillerden ÇeÅŸme Limanı’na çok sayıda Türk birikir. O tarihte İzmir Serdarı, mevki kumandanı CamgözoÄŸlu Süleyman AÄŸa’dır. Süleyman AÄŸa; Babıali’ye sormadan oluÅŸturduÄŸu gönüllü kıtasını kendi adamlarından Yusuf Bayraktar isminde bir kahramanın emrine vererek yardıma gönderir. Ancak Yunan gemileri aradaki boÄŸazı tutmuÅŸ olduklarından ilk anda Sakız’a geçilemez. Bu ablukayı iki kiÅŸi yarabilir. Bunlardan biri ÇeÅŸmeli Ömer Reis’tir. Teknesine aldığı doksan iki kiÅŸi ile bir gece yarısı Sakız’a geçer. DiÄŸeri ise ÇeÅŸmeli Ali Reis’in hazırladığı gemilerle abluı yaran ve müfrezesiyle birlikte Sakız’a çıkan Yusuf Bayraktar’dır. Bu sayede Rum eÅŸkıya; Sakız Kalesi’ni alamaz ve Türkleri imha edemez.
Bu arada adanın Fransa Konsolosu; Vahit PaÅŸa’ya giderek yardım önerir. “Sakız sahilinde duran Fransız gemisiyle, kuHacı İlyas AÄŸa ve diÄŸerlerini Anadolu yakasına geçirmeye ve gemiden mühimmat verhazır olduÄŸunu” söyledi. Ancak amacı; kale içindekilerin güçlerini anlamaktır. Vahit PaÅŸa; oldukça sert cevap verir ve ekler: “Başım sıkışırsa cephanelere ateÅŸ verir, bütün memleketi yakarım!”
O günlerle ilgili halk arasında yayılan bir söylenceye göre; Yusuf Bayraktar; Sakız’da, Rumlar tarafından ablukaya alınır. Ortalığın zifiri karanlık olduÄŸu bir gece yarısı gerçekleÅŸen bu ablukada tek başına çarpışan, ancak takati kesilen Yusuf Bayraktar’ı yarılan bir duvarın içinden çıkan aksakallı bir ihtiyar kolundan tutarak ablukanın dışına götürür.
Savaşın baÅŸlamasınyaklaşık üç hafta sonra İstanbul’dan NasuhoÄŸlu Ali PaÅŸa Kumandasında gelen Osı donanması Sakız Kaönüne demir atar. EÅŸkıya gemiSakız’ın arka tarafına kaçar. Bunun üzerine ÇeÅŸme sahilinde bekleyen Aydın’dan gelen bir Zeybek kıtası ile Manisa Sancak askeri adaya geçer. Kale çevresindeki ÅŸiddetbir çatışmada eÅŸkıya alt edilir. Otuz top ellerinden alındığı gibi pek çok gemileri de yakalanır. Sakız daÄŸlarına kaçan bazı çetecileri Zeybek ve Manisa kıtaları; Alaiyeli Abdi paÅŸa kumandasında bir tarama hareketi yaparak temizler. Yapacak bir ÅŸeyi kalmayan Yusuf Bayraktar müfrezesi de İzmir’e döner. Serdar Süleyman AÄŸa; Sakız Valisi Vahit ve Amiral Ali paÅŸaların verdikleri bilgi üzerine Yusuf Bayraktar’a memnuniyet ve teÅŸekkürlerini bildirir.
Bu baÅŸarının ardından Vahit PaÅŸa; civar adalardaki eÅŸkıyanın da temizlenmesi gereÄŸini ileri sürer. Ancak Amiral NasuhoÄŸlu Ali PaÅŸa bu teklifi kabul etmez ve görevinin Mora isyanını izlemek olduÄŸundan söz ederek, diÄŸer adalar için donanmagemi ayırıp veremeyeceÄŸini söyler. Amiral; Vahit PaÅŸa’yı, Vahit PaÅŸa da amirali Babıali’ye ÅŸikayet eder. Sonuçta da Vahit PaÅŸa; görevden affını istemeye mecbur olur. İstanbul yönetimi; Vahit PaÅŸa’nın Anadoyakasına geçmesine izin verir ve Alaiyeli Abdi PaÅŸa, yerine Sakız kumandanı olarak atanır.
Ancak sonradan geliÅŸen olaylar; Vahit PaÅŸa’ya hak verdirmiÅŸtir.
O dönemde İzmir serdarı olan CamgözoÄŸlu Süleyman AÄŸa ve ailesi; günümüzde Cumhuriyet KoruluÄŸu olarak bilinen alanda bulunan Sarımsaklı Mezarlığı’nda yatmaktaydılar. Bu mezarlık, zamanın İzmir Belediyesi tarafından 1930′lu yıllarda kaldırılır. Burada, Köprülü Mehmet PaÅŸa’nın yönetimde bulunduÄŸu dönemde Venediklilerle yapılan Bozcaada savaşında büyük yararlığı görülen, donanma kumandanlarından MaryoloÄŸlu Mustafa PaÅŸa ile Üçüncü Sultan Selim’in öldürülmesinden sonra İzmir’e sürgün edilen ve burada öldürülen meÅŸhur Rikabı Hümayun Kaymakamı Moralı Köse Musa PaÅŸa’nın da mezarları olduÄŸunu bilmekteyiz. Hatta idam edilen Musa PaÅŸa’nın kesilen kafası İstanbul’a gönderilir ve baÅŸsız gövdesi buraya gömülür. CamgözoÄŸlu Süleyman AÄŸa; İzmir’in tanınmış kiÅŸilerindendir. Torunu olan ve eski Balıkesir Milletvekillerinden Hacim Çarıklı, İzmir’in çok sevdiÄŸi ve saydığı kiÅŸilerden olmuÅŸtur.
Yazan, bekozap Tarih, Nis 13, 2008 | Cevapla
Burak ÅŸimdilerde isyan olayları KKTC’de animasyon olarak oynanıyor,animasyon kelimesini bilerek kullandım çünkü yarınlarda bu animasyonu film olarak devreye sokarlar.Tarihte bizim kadar sessiz ve beceriksiz toplum bir daha yeryüzüne gelmez,tıpkı sözde ermeni soykırımındaki tutumumuz gibi.Aptallık konusunda rahmetli Aziz nesin ne kadar haklıymış.Tipik en son örnek:
AB’den “borusu” mu “boruso” mu adını hatırlamıyorum Türkiye’ye geldi konuÅŸtu gitti.Fazilet partililer arkasından konuÅŸmuÅŸlar (haberlerden),ya arkadaÅŸ sizin TV kanalınız yok mu? var,adam burada basın açıklaması yaparken neden bir muhabiriniz gelip “refah partisi kapatılırken siz neredeydiniz” demedi
Belki bu yazdıklarım konuyla alakalı değil ama maalesef durum bu.